İNŞALLAH’ın manası nedir?

Aralık 17th, 2008 by admin

İNŞALLAH

“Allah dilerse” anlamında bir dua cümlesi. Herhangi bir şey hususunda “İnşallah” demek, işi Allah’ın iradesine bırakmak manasını taşır. Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulur: “Herhangi bir şey için Allah’ın dilemesi dışında, ben onu yarın yapacağım deme” (el-Kehf, 18/23, 24). Bu, Allah tarafından Peygamberimize bir öğüt ve öğretidir. İleride yapılması planlanan işler için inşallah denilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Çünkü insanın azim ve iradesi bir şeyin meydana gelmesi için yeterli değildir. “Hiç bu kimse yarın ne kazanacağını bilemez ” (Lokmân, 31/32).

Her şey Allah’ın dilemesiyle olur. Öyle ise gelecekte bir şeyi yapmaya azmederken, inşallah, “Allah dilerse” diyerek işi Allah’ın iradesine bağlamak İslâmî edeptendir. Yukarıdaki ayet-i kerime bunu ifade etmektedir.

“İnşallah” sözü akit ifade eden sözlere bitişik olarak söylenirse, akdin hükmünü ortadan kaldırır, akit gerçekleşmez. Meselâ bir şey satın alan kimse “inşallah aldım” dese, akit gerçekleşmiş olmaz. Bu nedenle bir kimse: “İnşallah yarın şu işi yaparım” deyip de yapamazsa bundan sorumlu olmaz.

İman konusunda bir müminin; “İnşallah ben müminim demesi caiz değildir. Çünkü iman konusunda “İnşallah”, şüpheyi gerektirir veya şüphe ihtimali olduğunu ifade eder. Bu ise caiz değildir. Hayatta olan bir kimsenin “İnşallah ben canlıyım” demesi buna benzer. Bunun yanında İmam Şâfiî’ye göre bir kimsenin “İnşallah ben müminim” demesi caizdir (es-Sâbunî, el-Bidâye, nşr. Bekir Topaloğlu, s. 90)

Geylani Hazretleri

Aralık 3rd, 2008 by admin

Sitemizin ziyaretçilerinden Serap Hanımın yolladığı bir yazı…

Geylânî Hazretleri’ne bir müddet hizmette bulunmuş olan bir talebe bir ara zihninden bazı nefsi arzular geçirir, dünyevi isteklerde bulunur. Üstadının kendisini ihmal ettiğini, lâyık olduğu makama terfi ettirmediğini kabul eder. Bir gün yine medresenin mutfağında hem kabak soyup, hem de aynı düşünce ve arzuları zihninden geçirirken Hindistan’dan bir hey’etin geldiğini duyar. Güya hey’et Hazret-i Gavs’a şöyle istirhamda bulunur:
Efendi Hazretleri, valimiz vefat etti, bir vali gönderin, bizi idare etsin. Hazret-i Gavs hemen kendisini çağırır: -Seni Hindistan’a vali olarak göndersem kabul eder misin? -Ne demek efendim, siz emredersiniz de kabul etmez olur muyum? -Ancak, çok mühim bir şartım var, o şarta ne dersin? Orada vali olarak bulunduğun müddetçe kazandığın dünyalığa ortak olacağım. Yarısı senin, yarısı da benim. Gelen hediyeleri böylece ikiye taksim edeceğiz. -Hay hay efendim, dünya malının da sözü mü olur? Siz sadece fakiri vali olarak gönderin yeter. Gerisi konuşmaya bile değmez. -Tamam. Kazandığını ortadan bölmek şartıyla seni Hindistan’a vali olarak tayin ediyorum. Haydi, buyur, gelen hey’etle birlikte yola çık. Ve hey’etle birlikte gider, valilik makamına büyük bir zevkle oturur, derin arzularla işe başlar. Hem valilik maaşı, hem de çevreden gönderilen çeşitli hediyelerle kısa zamanda bir hayli zenginleşir, hattâ odasının birini de hediyelere tahsis etmek zorunda kalır. Aradan bir müddet geçer. Şehre bir haber yayılır: -Geylâni Hazretleri geliyormuş, vali beyi ziyaret edip dönecekmiş. Hemen şehrin dışına çıkar, üstadını karşılar, evinde bir müddet misafir ettikten sonra dönüş zamanı gelir. Geylânî Hazretleri hazırlık yapmaya başlar. Bu sırada vaktiyle yaptıkları anlaşmayı hatırlatmak ister. Ama vali bey oralara hiç yaklaşmaz. Nihayet şehrin kenarına çıkarlar. Ayrılmak üzere iken Geylânî Hazretleri hatırlatmaya mecbur olur:
Devamını Okuyun »

İhlas Süresi ile ilgili hadisler

Kasım 22nd, 2008 by admin

Ebû Saîd el-Hudrî (R.A.) diyor ki:
«Bir adam başka bir adamın İhlâs Sûresi’ni tekrar tekrar okuduğunu duyuyor ve bu sebeple onun kıraatini azımsıyor. Sabah olunca Resûlül­lah (A.S.) Efendimiz’e gelip durumu anlattı. Resûlüllah (A.S.) ona: «Ca­nımı kudret elinde tutan zata yemin ederim ki, bu sûre Kur’ân’m üçte bi­rine denk gelir» diye buyurdu.»

Resûlüllah (A.S.) Efendimiz ashabına şöyle buyurdu : «Sizden biriniz bir gecede Kur’ân’m üçte birini okumaktan acizlik gösterir mi?» Bu söz ashaba ağır geldi ve şöyle dediler: «Ya Re-sûlellah! Bizden kim buna güç getirebilir?» Resûlüllah (A.S.) Efendimiz onlara : «Kul Huvallahu Ahad.. Kur’ân’ın üçte birine muâdildir» buyur­du.»
Hz. Aişe (R.A.) diyor ki:
«Resûlüllah (A.S.) Efendimiz bir adamı bir müfrezenin başında bir ta­rafa gönderdi. O da arkadaşlarına Kul Huvalfahu Ahad ile (bütün namaz­ları kıldırmayı) âdet edindi. Müfreze dönünce durumu Resûlüllah’a (A.S.) arzetti. Resûlüllah (A.S.) onlara: «O adama bir sorun, niçin böyle bir uy­gulamada bulunuyor?» Sordular; o. da şu cevabı verdi: «Bu sûre Rahman olan Allah’ın sıfatıdır. O bakımdan onu okumayı seviyorum.» Bunun üze­rine Resûlüllah (A.S.) Efendimiz şöyle buyurdu: «Kendisine haber verin ki, Allah da onu seviyor.»

«Her gün akşamlayın ve bîr de sabahleyin üçer defa Kul Huvallahu Ahad ve Muavvezeteyn (veya Muavvizeteyn)i oku. (Evet) her gün iki defa okuman sana yeter.»

İki ekmek eksik

Kasım 8th, 2008 by admin

ekmek

Bir gün iki kişi, Râbia-tül Adeviyye’yi ziyârete geldiler. İkisi de açtı. “Yemeği helâldir” diye içlerinden yemek yemek geçti. O anda kapıya biri gelerek, Allah rızâsı için bir şeyler istedi. Râbia hazretleri evdeki iki ekmeğini buna verdi. Gelen sevinerek gitti. Bir saat kadar sonra bir kişi kucağında bir yığın ekmekle geldi. Râbia hazretleri ekmekleri saydı. On sekiz ekmek vardı. Dedi ki:
-Ekmekler yirmi olsa gerektir.

Ekmeği getiren, ikisini saklamıştı. Çıkarıp iki ekmeği de verdi. Oradakiler hayretle sordular.
-Bu ne sırdır? Biz senin ekmeğini yemeye gelmiştik. Önümüze koyacağın ekmekleri kapıya gelene verdin. Ardından ekmek geldi. Eksik olduğunu söyledin.
Cevâbında şöyle buyurdu:
-Siz ikiniz gelince karnınızın aç olduğunu anladım. Önünüze koyacağım o iki ekmeği kapıya gelene verdim. Allahü teâlâdan bu ekmeklerin misâfirlerin karnını doyuramayacağını, bunun için bir yerine on vermesini istedim. Çünkü Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde (En’âm sûresi 160. ayet-i kerîmesinde) bire on vereceğini bildiriyor. Ben O’nun bu vâdine güvendim. İki ekmek yerine yirmi ekmek geleceğini bildiğim için de ekmeklerin noksan olduğunu söyledim.