<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dini Sözler</title>
	<atom:link href="http://www.dinisozler.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dinisozler.com</link>
	<description>Aydın Gelecekler İçin...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 14:50:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Mevlana&#8217;dan Güzel Özlü Sözler</title>
		<link>http://www.dinisozler.com/4492-mevlanadan-guzel-ozlu-sozler/</link>
		<comments>http://www.dinisozler.com/4492-mevlanadan-guzel-ozlu-sozler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 14:50:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Mevlana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dinisozler.com/?p=4492</guid>
		<description><![CDATA[Neden vaadlerde bulunuyorsun? Niçin yeminler ediyor, yemin ve işveyi kendine kalkan ediniyorsun? Böyle yapma Hz.Muhammed’in çalışması olmasaydı sen de ataların gibi puta tapardın İnanmış, adam ona derler ki, her hususta kâfir bile onun imanına haset etsin, özensin Ey Allah’ım! Yüz binlerce tuzak ve yem var;bizler de aç kuşlar gibiyiz.Her birimiz birer doğan olsak da,her an yeni bir tuzağa tutuluyoruz. Allah, göklerin, yıldızların, insanlarla şeytanların, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Neden vaadlerde bulunuyorsun? Niçin yeminler ediyor, yemin ve işveyi kendine kalkan ediniyorsun? Böyle yapma</p>
<p>Hz.Muhammed’in çalışması olmasaydı sen de ataların gibi puta tapardın</p>
<p>İnanmış, adam ona derler ki, her hususta kâfir bile onun imanına haset etsin, özensin</p>
<p>Ey Allah’ım! Yüz binlerce tuzak ve yem var;bizler de aç kuşlar gibiyiz.Her birimiz birer doğan olsak da,her an yeni bir tuzağa tutuluyoruz.</p>
<p>Allah, göklerin, yıldızların, insanlarla şeytanların, cin ve perilerin, kuşların yüce yaratıcısıdır<span id="more-4492"></span></p>
<p>Anam aşk, babam aşk, Peygamberim aşk, Allahım aşk, Ben bir aşk çocuğuyum, Bu aleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim.”</p>
<p>Şunu iyi bil ki, kötü nefsini öldürünce, yedi kat göğün üstüne ayağını basarsın!.</p>
<p>Nefs-i emmareni öldürmeye çalış! Çünkü o,senin şeytanındır! Eğer onu öldürebilirsen, yakandan bir çok huriler baş çıkarırlar!</p>
<p>Günah yollarında ömrünü zayi etme, tüketme; ömrünü tüketme de, terütaze kal, ebedî ömür al!.</p>
<p>Kervan geçip gider, sen gafil, uyuyakalırsan, çok ziyandasın, çok ziyandasın, çok ziyandasın!</p>
<p>Herkes,aşk ateşine kendini atamaz!Cins atlar,padişahı taşırlar;işeyaramaz,ahmak atlar ise, palan yüklenirler, tezek taşırlar!</p>
<p>Her kim aşk ile yanıp tutuşmamışsa; o, uçmayan, kanatsız kuş gibidir.</p>
<p>Varlık, yoklukta görülebilir. Zenginler, yoksula cömertlik edebilir</p>
<p>Gündüz gibi şûlelenip parlamayı diliyorsan geceye benzeyen varlığını yak</p>
<p>Allah’ın) varlığına karşı yok olmak gerektir; O’nun huzurunda varlık nedir? Kör ve yaslı bir hiç</p>
<p>Dünya uykudaki kişinin gördüğü rüyadır.</p>
<p>Kışın yüzü ekşidir ama şefkatlidir… yaz gülümser ama yakar,yandırır! Darlık geldi mi onda genişlik gör de canlan,alnını kırıştırma!</p>
<p>Mum, birbiri üstüne çıkan kıvılcımlarla yanar, alevlenir. Toprak, birbiri üstüne vuran ziyalarla altın haline gelir, parlar.</p>
<p>Akıl, canla idrak sahibi olmuş, canla aydınlanmıştır. Ruh, nasıl olur da aklın tasarrufuna girer</p>
<p>Kötülerin kötülüklerine acıyın. Benliğin, kendini görüp beğenmenin etrafında dolaşmayın.</p>
<p>Bizler,güneşin ışığı içinde titreyerek oynaşan zerreleriz!Bu balçık zerresinden azıcık toprak al da,sürme gibi ayın gözüne çek!</p>
<p>Aşk, gerçi bir alemdir ama, alemin de canıdır! Sevgili gizlidir; ama o, gizliliklerin de başıdır</p>
<p>Şu haramlar yemeye alışmış gözüm,senin güzelliğinin hırsızı!Ey benim canımsevgilim!Sen,göz hırsızına ceza veriyorsun;verme</p>
<p>Perhiz yüzünden hastaya helva vermiyorsun, tatlı bir yüz göstermiyorsun ama, hastayı daha fazla hasta ediyorsun; etme</p>
<p>Mademki aşıklar topluluğuna tahammülün yok, neden aklını şaşırırsın? Sen, aşıklara hiç bakma, onları görme</p>
<p>Sen bize kırılıp darılınca, bizim dudaklarımız kurur! Neden gözlerimizi gözyaşları ile ıslatırsın; bu işi yapma</p>
<p>Sen yüzünü gizleyince, ay bile derdinle kararır! Ayın tutulmasını mı istiyorsun, kastın bu mu; yapma</p>
<p>Cennet de, cehennem de senin elinde, senin emrinde; sana kul köle olmuşlar! Sen, cenneti bize cehennem ediyorsun; etme</p>
<p>Dünyada da gizli olan en değerli, paha biçilmez bir define benim canımda, gönlümde gömülüdür</p>
<p>Gönül zenginliği dünyadaki en büyük zenginliktir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dinisozler.com/4492-mevlanadan-guzel-ozlu-sozler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz.Aliden Özlü Güzel Sözler</title>
		<link>http://www.dinisozler.com/4510-hz-aliden-ozlu-guzel-sozler/</link>
		<comments>http://www.dinisozler.com/4510-hz-aliden-ozlu-guzel-sozler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 08:22:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Sözler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dinisozler.com/?p=4510</guid>
		<description><![CDATA[Bir sanat eserini yıkmak, cinayetlerin en büyüğüdür. Birbirine aykırı olarak çağrılan iki yoldan biri mutlaka yanlıştır. Borçların çokluğu, doğru adamı yalancı, şerefli adamı da yemininden dönek yapar. Cahil dosttan ziyade akıllı düşmana güven. Cahil ile sakın latife etme. Dili zehirli olduğundan gönlünü yaralar. Cahil, ne kendi eksiğini görür, ne de öğütlere kulak asar. Cahilden uzak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir sanat eserini yıkmak, cinayetlerin en büyüğüdür.</p>
<p>Birbirine aykırı olarak çağrılan iki yoldan biri mutlaka yanlıştır.</p>
<p>Borçların çokluğu, doğru adamı yalancı, şerefli adamı da yemininden dönek yapar.</p>
<p>Cahil dosttan ziyade akıllı düşmana güven.</p>
<p>Cahil ile sakın latife etme. Dili zehirli olduğundan gönlünü yaralar.</p>
<p>Cahil, ne kendi eksiğini görür, ne de öğütlere kulak asar.</p>
<p>Cahilden uzak kalmak, akıllıya yaklaşmakla eşittir.</p>
<p>Cahiller çoğalınca bilginler garip olurlar.</p>
<p>Can gözü kör olunca, gözle görüşün bir yararı yoktur.<span id="more-4510"></span></p>
<p>Cehaleti ilimle geri çevirin.</p>
<p>Cimri zengin, cömert yoksuldan daha yoksuldur.</p>
<p>Cimri, her zaman aşağılıktır; kıskanç olan her zaman işkencededir.</p>
<p>Cimrinin dostu bulunmaz.</p>
<p>Cömertlik, istemeden önce vermektir. İstendikten sonra vermek utançtandır ve kötüdür.</p>
<p>Çalışan kötülük düşünemez, çalışmayan da kötülükten kurtulamaz.</p>
<p>Çalışmak kadar dinlenmeyi de görev bil, ihmal etme. Sağlığınıza eza etmeyin, sağlığın bozulması kolay; elde etmek ise zordur.</p>
<p>Çok şakacı insanı ciddiye almazlar.</p>
<p>Çok yaşayanın ömrü, dostlarına ağlamakla geçecektir.</p>
<p>Dert ve gam ihtiyarlığın yarışıdır.</p>
<p>Dil aklın tercümanıdır.</p>
<p>Dil, insanın terazisidir.</p>
<p>Dili tatlı olanın arkadaşı çok olur.</p>
<p>Dilsiz ol, yalancı olma.</p>
<p>Dinle, öğrenirsin. Sus, esen kalırsın.</p>
<p>Doğru söz söyleyenin delili kuvvetli olur.</p>
<p>Edep, aklın suretidir.</p>
<p>Edep, en iyi mirastır.</p>
<p>Fasık ve günahkar kimselerle arkadaş olmaktan kaçının, çünkü kötülük kötülüğe kavuşur.</p>
<p>Faziletlerin başı ilimdir.</p>
<p>Garip, dostu olmayan kimsedir.</p>
<p>Gazap ve öfkeden kaçınınız. Çünkü onun başlangıcı delilik ve sonu ise pişmanlıktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dinisozler.com/4510-hz-aliden-ozlu-guzel-sozler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Miraç Şiir</title>
		<link>http://www.dinisozler.com/4472-mirac-siir/</link>
		<comments>http://www.dinisozler.com/4472-mirac-siir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 03:21:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ibrahim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[islami şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[islami sözler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dinisozler.com/?p=4472</guid>
		<description><![CDATA[MİRAÇ Kapatın gözlerinizi Ve karanlığı seyredin. İşte böyle bir gece. Mekke’de bir gece Yorgunluk havada Gariplik suda Simsiyah bir sessizlik Uyku bile uykuda. Kâbe’nin hatîm kısmında Yanı üzre yatan biri var Yıl hüzün yılı Ebu Talib yok Yıl hüzün yılı Vefakâr eş Haticetül kübrâ yok. Kâbe’nin hatîm kısmında Yanı üzre yatan biri var Teselli arayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">MİRAÇ</p>
<p style="text-align: center;">Kapatın gözlerinizi<br />
Ve karanlığı seyredin.<br />
İşte böyle bir gece.<br />
Mekke’de bir gece<br />
Yorgunluk havada<br />
Gariplik suda<br />
Simsiyah bir sessizlik<br />
Uyku bile uykuda.<span id="more-4472"></span><br />
Kâbe’nin hatîm kısmında<br />
Yanı üzre yatan biri var<br />
Yıl hüzün yılı<br />
Ebu Talib yok<br />
Yıl hüzün yılı<br />
Vefakâr eş<br />
Haticetül kübrâ yok.<br />
Kâbe’nin hatîm kısmında<br />
Yanı üzre yatan biri var<br />
Teselli arayan kalp<br />
Hüzünle çarpan kalp<br />
O’nun kalbi.<br />
Ve ayak sesleri<br />
Yıldızlar ışıldıyor.<br />
Bu ayak sesleri göklerden<br />
Yol veriyor yıldızlar.<br />
Semâdan inenler var.<br />
İzin verseydi Allah<br />
Kâinat inerdi yere<br />
Çünkü kâbe’nin hatîm kısmında yatan<br />
Sultân-ı levlâk’tır.<br />
Habîb-i zîşândır o<br />
Nur-u hüda’dır.<br />
Merhamet ufkunun nazlı güneşi<br />
Kainatın biricik çiçeğidir o.<br />
İzin verseydi allah<br />
Âlemler inerdi yere<br />
Oysa emir yalnız cebrail’e<br />
Ve yalnız cebrail iner yere<br />
Kalk ya rasulallah<br />
Semada melekler seni bekler<br />
Taif’te taşlanan yüzüne hasret<br />
Alaya alınan sözüne hasret<br />
Seni bekler melekler.<br />
Yer yüzünde vefa yok mu?<br />
Seni teselli edecek birini mi arıyor kalbin.<br />
Sevdiklerin bir bir uçuyor mu elinden?<br />
Davetini hafife mı aldılar?<br />
Üzülme ve aç gözlerini<br />
Öteler bekliyor seni<br />
Bu gece kainat adını anacak,<br />
Aç gözlerini ki alemler nazarına kanacak.<br />
Burak, senin için uçacak.<br />
Aç gözlerini ya habiballah<br />
Bu gecenin adına isra diyecek allah.<br />
Ey yedi kat sema aç kapılarını,<br />
Ve haber ver hasretle bekleyen peygamberlere<br />
Deki hazreti Adem’e;<br />
Cennetin kapısına adı yazılan<br />
İsminin hatrına af istediğin<br />
Salih oğul geliyor.<br />
Söyle İsa’ya:<br />
Kuytu köşelerde<br />
Havarilerinle Allah’a sığınırken,<br />
Bir adım ötedeymiş gibi kokusunu aldığın<br />
Ve insanlığa gelişini müjdelediğin<br />
Ahmet geliyor.<br />
Yusuf’a, İdris’e, Harun’a söyle<br />
Musa’ya deki:<br />
Vasıflarına hayran olup da<br />
Ümmetinden olmak istediğin<br />
Salih kardeş geliyor.<br />
Müjde ver İbrahim Peygamber’e:<br />
Dua dua yalvarıp<br />
Gelmesini istediğin oğul geliyor<br />
Aç kapılarını ey yedi kat sema<br />
Bu gelen Muhammed Mustafa<br />
Cebrail yol gösterir<br />
Ve yürür sultanlar sultanı<br />
Bu nasıl bir yürüyüştür.<br />
Bu nasıl bir eda?<br />
İnci inci ter mübarek alınlarında<br />
Baştan ayağa edep var<br />
Attığı her adımda.<br />
Sultanım,<br />
Cennetler gösterilirken o gece<br />
Ümmetini hayal ettin mi cennette?<br />
Cehennemin alevleri selamlarken seni,<br />
Gözyaşlarını gördü mü Cebrail?<br />
Ümmetim dedin mi?<br />
Sen unutmazsın bizi bunda kuşku yok<br />
Tahiyyat duası haber verdi bize<br />
Sen bizi hiçbir yerde<br />
Hiçbir zaman unutmadın<br />
İnşallah biz de seni unutanlardan olmayız.<br />
Allah seni unutturmasın bize.<br />
Bir söz sultanının dediği gibi<br />
Eğer günahlarımızdan dolayı girersek cehenneme<br />
Ve Allah biran olsun açarsa ufkumuzu<br />
Talaal bedru aleyna diyeceğiz.<br />
Miraç gecesi<br />
Yürüdü rasulullah<br />
Cebrail önde<br />
Bir gece yürüyüşüyle<br />
Yürüdüler… Yükseldiler.<br />
Yükseldikçe yükseldiler.<br />
Cebrail durdu birden,<br />
Ya rasulallah, benimle buraya kadar.<br />
Efendimiz niçin diye sordu<br />
Burası sidre-i münteha’dır<br />
Bir adım daha atarsam, yanarım, kavrulurum.<br />
Allah rasulu, sordular:<br />
Nasıl gidilir sidre-i münteha’da?<br />
Cibril-i emin cevap verdi:<br />
Aşkla!<br />
Aşkla gidilir ya rasulallah<br />
Aşkla gidilir ya habiballah<br />
Aşkla gidilir ya nebiyyallah<br />
Yürü sultanım yol senindir!<br />
Aşk vadisinde mühür senin.<br />
Söz senindir hal senindir.<br />
Muhabbetin adı sensin.<br />
Varlıkların tadı sensin<br />
Yürü ve selamını ilet<br />
Gözü yaşlı ümmetinin<br />
Sensiz bunca yetimin<br />
İlet selamını<br />
Ahir zamanın ahını<br />
Yüceler yücesine ilet<br />
Sultanım<br />
Sen dönerken miraçtan<br />
İlahi hediyelerle<br />
Bizim için miraç olan<br />
Beş vakit namazla,<br />
Bakara suresinin son iki ayetiyle<br />
Ve şirke düşmeyenin affedilebileceği müjdesiyle<br />
Dönerken sen miraçtan<br />
Biz ahir zamandan<br />
Ebu Bekir edasıyla bakıyoruz sana<br />
“O söylediyse doğrudur”<br />
Rasulullah söylediyse doğrudur.<br />
Ve bir ayetin sıcaklğı sarıyor<br />
Kainatin kalbini:<br />
Her türlü noksanlıktan münezzeh olan allah<br />
Kulunu geceleyin mescid-i haram’dan alıp,<br />
Kendisine bir takım ayetler gösterelim diye<br />
Etrafını mübarek kıldığımız<br />
Mescid-i aksa’ya götürdü.<br />
Çünkü, işiten ve bilen odur.<br />
Şimdi açın gözlerinizi<br />
Ve mîrâc’a hazırlanın</p>
<p style="text-align: center;">:: Uhud::..</p>
<p style="text-align: center;">Günlerden cuma&#8230;<br />
Uhut&#8217;a gelenler var.<br />
Medine yolu toz duman&#8230;<br />
Uhut&#8217;a gelenler var.<br />
Bir dağılsa da şu hava,<br />
Görsek Medine-i Münevvere&#8217;den Uhut&#8217;a gelenleri.<br />
Bir görsek Allah Rasulü&#8217;nü<br />
Ve eroğlu erleri&#8230;<br />
Bakın göründüler işte;<br />
Atının üzerinde evrenin efendisi!<br />
Cihanın gözbebeği!<br />
Uhut&#8217;un sevgilisi!<br />
Sağında ve solunda ashab-ı güzin<br />
Önündeyse iki üveyk yürüyor;<br />
Biri Sad bin Muaz,<br />
Diğeri Sad bin Übade.<br />
Allah&#8217;ım bu ne edep<br />
Atlarının bile başı yerde&#8230;<br />
Bakın şu iki gence!<br />
İkisi de onbeşinde&#8230;<br />
Şu kısa boylu olanı Rafi&#8217; bin Hadic!<br />
Parmaklarının ucuna basıyor ki<br />
Boyu uzun görünsün!<br />
İyi ok attığı söylenince<br />
İzin veriyor efendimiz.<br />
Diğer gençse Semüre bin Cündüp&#8230;<br />
Ağlayarak peygamberinin yanına gidiyor.<br />
Ya rasulallah! diyor,<br />
Rafi&#8217;ye izin verdiniz. Bana niye izin yok?<br />
Ben rafi&#8217;yi güreşte yeniyorum.<br />
Efendimiz tebessüm buyuruyorlar.<br />
Ve bu iki ana kuzusuna güreş tutturuyorlar.<br />
Semüre Rafi&#8217;yi yenince güreşte,<br />
Fahr-i kainat ona da izin veriyor.<br />
Günlerden cumartesi&#8230;<br />
Uhud&#8217;a gelenler var.<br />
İşte Ayneyn Tepesi-Okçular Tepesi-<br />
Başlarında Abdullah bin Cübeyr<br />
Sultanı dinliyorlar.<br />
Düşmanı yendiğimzi görsenizde<br />
Size haber vermedikçe, adam göndermedikçe<br />
Yerlerinizden ASLA ayrılmayın!<br />
Kuşların cesetlerimizi kapıştıklarını görseniz dahi<br />
Ben size adam göndermedikçe<br />
Yerlerinizden asla ayrılmayın!<br />
İki ordu da hazır&#8230;<br />
İki ordu da harp nizamında&#8230;<br />
Ve Uhud&#8217;un kalp atışları dışında yeryüzü nefes bile almıyor!<br />
Sessizliği bozan Kureyş&#8217;in Sancaktarı&#8217;dır.<br />
Söylediği her söz küfür kokulu&#8230;<br />
Benimle çarpışmaya er meydanına kim çıkar!<br />
Bu bir meydan okumadır.<br />
Cevapsa bir çift ayak sesi&#8230;<br />
Gözler Uhud toprağında yürüyen bu ayaklarda&#8230;<br />
Kime ait bu adımlar ki bastığı toprak &#8216;ALLAH&#8217; diyor!<br />
Ve Esedullah namıyla Hz. Ali(R.A.) yürüyor.<br />
Birkaç saniye, bir tek hamle&#8230;<br />
ALLAH&#8217;ın(C.C.) Arslanı dimdik ayakta<br />
Kureyş&#8217;in sancağı ise yerde&#8230;<br />
Ardından bir başkası yükseltiyor sancağı<br />
Ama bilmiyor ki bu defa kim var Uhud meydanında<br />
Gökyüzünde yıldırımlar<br />
Yeryüzünde Hamza var.<br />
Asıl şimdi başladı Uhud&#8217;un türküsü.<br />
Tam üç katı düşmanla Peygamber(A.S.M) ordusu<br />
Göz göze ve diş dişe.<br />
Uhud&#8217;da yiğitler var.<br />
İşte: Ebu Lücane&#8230;<br />
Kılıcın üzerinde bir yazı<br />
Korkaklıkta ar<br />
İlerlemekte şeref var!<br />
İşte: Musab bin Umeyr&#8230;<br />
Zırhını giyinince<br />
Nasılda Peygamber&#8217;e(A.S.M.) benziyor.<br />
Ve döne döne savaşan Hz. Hamza&#8230;<br />
Ben Allah&#8217;ın(C.C.) Arslanı&#8217;yım diyor!<br />
Ebu Katade&#8217;ye bakın.<br />
Bakın bir ok fırlıyor müşrik yayından<br />
Bir havayı yara yara geliyor.<br />
Hedefte Rasulullah(A.S.M.) var.<br />
İşte: Ebu Katade&#8230;<br />
Okun Fahr-i Kainat&#8217;a(A.S.M) doğru gittiğini görünce<br />
ALLAH&#8217;ı(C.C.) andı önce<br />
Ve uzattı başını!<br />
Ok Katade&#8217;nin gözüne saplandı.<br />
Uhud&#8217;da yiğitler var&#8230;<br />
Şirk ordusunu bozguna uğratan&#8230;<br />
Ömer bin Hattab&#8217;a bakın<br />
Gözleri çakmak çakmak&#8230;<br />
Ama telaş var yüzünde Hz. Ömer&#8217;in(R.A.)<br />
Bu ne hal ey Ömer&#8230;<br />
Düşman hüsran yaşarken<br />
Zafer kaznılmışken<br />
Bu ne hal ey koca Ömer!<br />
Niçin okçular tepesine bakıyorsun?<br />
Neler oluyor orda?<br />
Niye iniyor okçular Ayneyn Tepesi&#8217;nden?<br />
Allah Rasulü(A.S.M) haber vermeden niye iniyorlar?<br />
Ey Abdullah bin Cübeyr!<br />
Durdursana okçuları!<br />
Durun, Allah(C.C.) aşkına durun!<br />
Arkanızdan düşman geliyor, inmeyin yerinizden.<br />
Sahabe sendeliyor inmeyin yerinizden.<br />
Kainat yalvarıyor inmeyin!<br />
Sultanlar Sultanı&#8217;nı(A.S.M) incitecekler, inmeyin!</p>
<p style="text-align: center;">Peygamber(A.S.M) ordusu iki ateş arasında&#8230;<br />
Efendimizin(A.S.M) etrafında on beş sahabe&#8230;<br />
Bakın, mübarek elleri Rasulullah&#8217;ın(A.S.M.)<br />
Yüzüne kapanıyor!<br />
Kainatın affı için semaya kalkan eller<br />
Şimdi kan içinde!<br />
Yetiş Ey Ebu Ubeyde!<br />
Nur saçan yüz kan içinde!</p>
<p style="text-align: center;">Zaman donuyor sanki,<br />
Ve dudaklarının arasından birşey düşüyor.<br />
Kıpkırmızı bir yakut gibi<br />
Peygamberin(A.S.M.) mübarek dişi!<br />
Uhud Dağı&#8217;nı bir titreme alıyor.<br />
Zaman donuyor sanki,<br />
Ve gökler yırtılıyor!<br />
Uhud Dağı&#8217;nı bir titreme alıyor!<br />
Kimse Uhud&#8217;a ilişmesin.<br />
Çünkü bir ses geliyor altı yerden!<br />
Muhammed&#8217;in(A.S.M.) dişi yere düşmesin!<br />
Ve Cibril-i Emin yaratıldığı günden beri,<br />
En hızlı inişiyle iniyor!<br />
Çünkü altı yönden bir ses geliyor!<br />
Yere düşmesin Muhammed&#8217;in(A.S.M.) dişi!</p>
<p style="text-align: center;">Kara bulutlar çöktü Uhud&#8217;a!<br />
Bir ses ortalığı velveleye verdi:<br />
Muhammed(A.S.M.) öldürüldü!<br />
Muhammed(A.S.M.) öldürüldü!<br />
&#8216;Eğer O(A.S.M.) öldürüldüyse ben niye yaşıyorum! &#8216;<br />
Diyen Enes bin Nad atıdı küfrün alevleri arasına!<br />
Artık yaşlı gözler Sevgili&#8217;yi(A.S.M.) arıyor.<br />
Kab bin Malik Hz. sesi duyuldu:<br />
&#8216;Rasuluh(A.S.M) yaşıyor,<br />
Allah(C.C.) &#8216;ın Rasulü(A.S.M.) yaşıyor,<br />
Onu(A.S.M.) miğferinin arasından ışıl ışıl parlayan gözlerinden tanıdım.<br />
Habibullah(A.S.M.) yaşıyor.<br />
Onu(A.S.M.) şefkat dolu gözlerinden tanıdım.&#8217;</p>
<p style="text-align: center;">Ashab-ı Güzin&#8217;in sevincine bir bakın!<br />
Uhud&#8217;un sevincine bir bakın!<br />
Hz.Hamza duydu ya bu yeter!<br />
Rasulullah(A.S.M.) yaşıyor ya bu yeter!<br />
Yine daldı Hamza Kureyş&#8217;in dalgalarına!<br />
Ama savaşırken bir ara sendeledi Hamza.<br />
Ve boşlukta bir mızrak belirdi.<br />
Ey Hamza! Uhud&#8217;u her anışımızda kaç mü&#8217;min girmek ister mızrakla senin arana?<br />
Kaç mü&#8217;min keşke ben öleydim, keşke mızrak benim sineme saplansaydı der?<br />
Ama Şehidlerin Seyyidi sensin!<br />
Şehidlerin Efendisi sensin!<br />
Uhud&#8217;da şehidler var&#8230;<br />
Şehidlerin Seyyidi Hamza var Uhud&#8217;da!<br />
Rasul-i Zişan&#8217;ın(A.S.M.) gözlerinden boşalan yaş,<br />
Hamza&#8217;yı yıkar gibiydi!<br />
Fahr-i Kainat(A.S.M.) hiç bu kadar elem duymamıştı!<br />
Hiç bu kadar üzülmemişti!<br />
Ve amcasına hiç böyle seslenmemişti:<br />
&#8216;Ey Rasulullah&#8217;ın(A.S.M) amcası Hamza;<br />
Ey Allah(C.C.) &#8216;ın ve Rasulü&#8217;nün(A.S.M) Arslanı Hamza;<br />
Ey hayırlar işleyen Hamza;<br />
Ey Rasulullah&#8217;a(A.S.M) koruyucu olan Hamza;<br />
Allah(C.C.) sana rahmet etsin!<br />
Eğer senden sonra yas tutmak gerekseydi;<br />
Sevinmeyi bırakıp sana yas tutardım! &#8216;<br />
Ve bir ayet yankılanıyor Ahzab dağında:<br />
(Bismillahirrahmanirrahim-Rahman ve Rahim olan Allah&#8217;ın adıyla!)<br />
&#8216;Mü&#8217;minlerden öyle yiğitler vardır ki,<br />
Onlar Allah(C.C.) &#8216;a verdikleri sözde sadakat gösterdiler.<br />
Onlardan bazıları şehid oluncaya kadar<br />
çarpışacağına dair yaptığı adağını yerine getirdi.<br />
Kimisi de şehid olmayı bekliyor.<br />
Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler.&#8217;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dinisozler.com/4472-mirac-siir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümü Tefekkür Ahrete Hazırlık</title>
		<link>http://www.dinisozler.com/4439-olumu-tefekkur-ahrete-hazirlik/</link>
		<comments>http://www.dinisozler.com/4439-olumu-tefekkur-ahrete-hazirlik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 21:20:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ibrahim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[islami sözler]]></category>
		<category><![CDATA[kabir azabı]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[tefekkür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dinisozler.com/?p=4439</guid>
		<description><![CDATA[Ölüm ve ötesi, asıl hayattır, şu an içinde bulunduğumuz hayat, rüya hükmündedir. Nitekim büyükler şöyle buyurmuşlar: “Dünya ile ahiret arasındaki hayat uykudan ibarettir. Ahirette ise o uykudan uyanacağız. “ Ölümü sürekli tefekkür etmeliyiz. Bir hadisi şerifte efendimiz as şöyle buyuruyor: “Dünyevi lezzetleri gözden düşüren ölümü çokça anın!” Yani, ölümü sık sık hatırlamak suretiyle dünyevi lezzetlere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ölüm ve ötesi, asıl hayattır, şu an içinde bulunduğumuz hayat, rüya hükmündedir. Nitekim büyükler şöyle buyurmuşlar:<br />
“Dünya ile ahiret arasındaki hayat uykudan ibarettir. Ahirette ise o uykudan uyanacağız. “<br />
Ölümü sürekli tefekkür etmeliyiz.</p>
<p>Bir hadisi şerifte efendimiz as şöyle buyuruyor:<br />
“Dünyevi lezzetleri gözden düşüren ölümü çokça anın!”<span id="more-4439"></span><br />
Yani, ölümü sık sık hatırlamak suretiyle dünyevi lezzetlere karşı olan arzularınızı kırınız. Böylelikle o zevklere karşı bağlılığınız kesilmiş olur ve hakkıyla Allah teala’ya ibadete yönelebilirsiniz. Cenabı hak enbiya süresinin 34. ve 35. ayetlerinde şöyle buyuruyor:<br />
“ Birde Biz senden önce hiçbir kimseye ölümsüzlük vermedik. Eğer sen ölürsen onlar baki mi kalacaklar? Her canlı ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilik ile deneyeceğiz; hepinizde sonunda bize döneceksiniz.”</p>
<p>Kaldı ki bu ümmet en kısa ömre sahiptir ahirete hazırlanmalıyız. Ömür kısa borçlar çok elbet bu borç için sorguya çekileceğiz. Resülullah s.a.v. bir hadisi şerifte şöyle buyuruyor:</p>
<p>“Eğer hayvanlar ölüm hakkında insanların bildiklerini bilselerdi, sizler hiçbir zaman iyi beslenmiş bir hayvan eti yiyemezdiniz!”</p>
<p>Selman i Farisi hazretleri şöyle buyurmuş:</p>
<p>“Üç kişi beni çok şaşırtır hatta gülerim: birincisi bitmez tükenmez ümitlerle dünyaya sarılan kimse. Oysa onun peşinde ölüm koşuyor. Bir gün kendisini yakalar. İkincisi hiç umursamadan günlerini gafil olarak geçiren kişi halbuki onu her an gören Allah teala vardır. Üçüncüsü kahkahalarla gülen insan. Bir insan nasıl olur, Allah bana dargın mı yoksa razımı diye hiç düşünmeden kahkaha atabilir.”</p>
<p>Hazreti Ayşe r.a. validemiz şöyle buyuruyor:<br />
“- Ey Allahın resulü! Acaba şehitlerle birlikte haşr edilecek kimse var mıdır?<br />
- Evet! Kim günde yirmi defa ölümü hatırlarsa, şehitlerle birlikte haşr edilecektir.”</p>
<p>Bu üstünlüklere sahip olmasının sebebi, ölümü hatırlamanın,aldanma yurdu olan dünyadan insanı soğutması ve ahiret için hazırlık yapmaya sevk etmesidir.<br />
Ölümü unutmak da, insanı dünya zevklerine dalmaya iter. Yine hazreti peygamber s.a.v. buyurur ki:</p>
<p>“Ölüm, mümin için hediyedir.”</p>
<p>Efendimiz böyle buyurmasının hikmeti şöyle, bu dünya mümin için bir zindandır ölüm onun için bir kurtuluştur. Nefsi ile muharebe etmek mümine verdiği yorgunluk , ıstırap nedeniyle ölüm onun ebedi istirahatıdır. Bir hadisi şerifte efendimiz as şöyle buyuruyor:<br />
“ Ölümü bolca yad ediniz. Çünkü o, günahları temizler ve dünyadan soğutur”<br />
Hasan-i basr-i hazretleri şöyle buyuruyor:<br />
“ Ölüm, dünyanın değerini düşürdü ve aklı başında olanlarda sevinç bırakmadı!”</p>
<p>Hikmet sahiplerinden biri kardeşine şöyle yazar: “Ey kardeşim! Ölümü temenni edip de bulamayacağın ahiret yurduna göçmeden önce ölümden kork ve gerekli hazırlığını yap!”<br />
Hazreti İsa as nı yanında ölüm anıldığı zaman cildinden kan damlardı. Yine rivayet edildiğine İbrahim as vefat edince cenabı hak c.c. kendisine sorar:<br />
“- Ey Halilim! Ölümü nasıl buldun?<br />
- Yaş yüne batırıp sonra geri çekilmiş kebap şişi gibi!<br />
- Üstelik biz ölümün acısını senin için hafiflettik!</p>
<p>Ve yine rivayet edildiğine göre Musa as ruhunu Allah teala ya c.c. teslim ettiği zaman Rabbi kendisine sorar:<br />
“ &#8211; Ey Musa ! ölümü nasıl buldun?<br />
- Kızartılmak üzere diri diri tavaya konmuş, ne ölüp rahata kavuşabilen ne de uçup kurtulabilen bir kuş gibi hissettim!</p>
<p>Ölüm anı çok zor bir andır ve büyük bir imtihan anıdır. Ve çok ıstırap vericidir. Efendimiz as bile acı çekmiştir.</p>
<p>Evet kardeşler ölüme hazırlanmalıyız azıksız yola çıkan bir kimse tehlikeye uğrar.</p>
<p>Hasan i basr i rh.a in rivayetine göre, Rasülullah s.a.v. ölümü, onun verdiği elem ve dehşeti şöyle tarif etmiştir:</p>
<p>“ Ölümün verdiği acı üç yüz kılıç darbesi kadardır!”<br />
Peygamber, sahabe ve velileri ağlatan ölüm ötesi hayatı ihmal etmek, inkardan değilse, gaflet ve cehalettir. Gaflet kula verilen en büyük musibettir. Ölümü unutmak dünyaya dalmaktır. Ölümü ve ötesini tefekkür, kalbin uyanması ve ıslahı için büyük etkiye sahiptir. Her mümin günde ölümü sık sık hatırlaması , bunu ciddi bir vazife olarak kabul etmesi ve üzerine durması, konu etmesi, çevresine hatırlatması gerekir. Ölümü tefekkür, kalbin boş heves ve iddialardan temizlenmesi için etkili bir yoldur.<br />
Hazreti Ali r.a ye sormuşlar:<br />
“ &#8211; Neden evini mezarlığa karşı yaptın.<br />
- Evet ben kabirleri komşu edindim sebebi de iki şeydir. Birincisi dedikodudan koruyorlar. İkincisi bana ölümü hatırlatıyorlar.”</p>
<p>Evet ölümü hatırlamak istiyorsak bolca kabirleri ziyaret etmeliyiz.<br />
Selman i Farisi r.a vefatına yakın medain şehrinde ikamet ediyordu daha önceden hanımına verdiği misk kutusunu getirmesini istedi:<br />
“ O miskleri su ile karıştır etrafıma dök çünkü az sonra misafirlerim gelecek dedi.”</p>
<p>Anlatıldığına göre efendimizin sav kızı olan Fatma annemiz vefat ettikten sonra mübarek naşını dört kişi kaldırdı: Zevci olan Hz. Ali iki çocuğu olan Hazreti Hasan Hz. Hüseyin ve Eba Zer hazretleridir.<br />
Ne zaman ki kabrin yanına geldiler Eba Zer r.a kabre şöyle seslendi.<br />
“Ey kabir! getirdiğimiz Rasülun kızı Alinin zevcesi hasan ve hüseyinin annesi Fatma dır.<br />
Az sonra kabirden şöyle bir ses işittiler: ben soy, şeref yeri değilim. Ancak güzel ameller yeriyim. Benden kurtulacak kimse hayrı çok, kalbi temiz, ameli halis olan kimsedir.”</p>
<p>Cenabı hak bizlere ölümü unutturmasın. Amin ..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dinisozler.com/4439-olumu-tefekkur-ahrete-hazirlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Risale-i Nur 8. Söz &#8211; Dünya Sözleri</title>
		<link>http://www.dinisozler.com/4416-risale-i-nur-8-soz-dunya-sozleri/</link>
		<comments>http://www.dinisozler.com/4416-risale-i-nur-8-soz-dunya-sozleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 16:18:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ibrahim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Said Nursi]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[külliyat]]></category>
		<category><![CDATA[risale-i nur]]></category>
		<category><![CDATA[said nursi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dinisozler.com/?p=4416</guid>
		<description><![CDATA[ŞU DÜNYA ve dünya içindeki ruh-u insanî ve insanda dinin mahiyet ve kıymetlerini; ve eğer din-i hak olmazsa dünya bir zindan olması; ve dinsiz insan en bedbaht mahlûk olduğunu; ve şu âlemin tılsımını açan, ruh-u beşerîyi zulümâttan kurtaran Yâ Allah ve Lâ ilâhe illâllah olduğunu3 anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle: Eski zamanda, iki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ŞU DÜNYA ve dünya içindeki ruh-u insanî ve insanda dinin mahiyet ve kıymetlerini; ve eğer din-i hak olmazsa dünya bir zindan olması; ve dinsiz insan en bedbaht mahlûk olduğunu; ve şu âlemin tılsımını açan, ruh-u beşerîyi zulümâttan kurtaran Yâ Allah ve Lâ ilâhe illâllah olduğunu3 anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle:<br />
Eski zamanda, iki kardeş uzun bir seyahate beraber gidiyorlar. Git gide ta yol ikileşti. O iki yol başında ciddî bir adamı gördüler. Ondan sordular: “Hangi yol iyidir?” O dahi onlara dedi ki: “Sağ yolda kanun ve nizama tebaiyet mecburiyeti vardır. Fakat o külfet içinde bir emniyet ve saadet vardır. Sol yolda ise serbestiyet ve hürriyet vardır. Fakat o serbestiyet içinde bir tehlike ve şekavet vardır. Şimdi intihaptaki ihtiyar sizdedir.”<span id="more-4416"></span><br />
Bunu dinledikten sonra, güzel huylu kardeş sağ yola “Tevekkeltü alâllah” deyip gitti ve nizam ve intizama tebaiyeti kabul etti. Ahlâksız ve serseri olan diğer kardeş, sırf serbestlik için sol yolu tercih etti. Zahiren hafif, mânen ağır vaziyette giden bu adamı hayalen takip ediyoruz:</p>
<p>İşte bu adam, dereden tepeden aşıp, git gide ta hâli bir sahrâya girdi. Birden müthiş bir sada işitti. Baktı ki, dehşetli bir arslan, meşelikten çıkıp ona hücum ediyor. O da kaçtı, ta altmış arşın derinliğinde susuz bir kuyuya rast geldi. Korkusundan kendini içine attı. Yarısına kadar düşüp elleri bir ağaca rast geldi, yapıştı. Kuyunun duvarında göğermiş olan o ağacın iki kökü var. İki fare, biri beyaz, biri siyah, o iki köke musallat olup kesiyorlar. Yukarıya baktı, gördü ki, arslan, nöbetçi gibi kuyunun başında bekliyor. Aşağıya baktı, gördü ki, dehşetli bir ejderha, içindedir. Başını kaldırmış, otuz arşın yukarıdaki ayağına takarrüp etmiş. Ağzı kuyu ağzı gibi geniştir. Kuyunun duvarına baktı, gördü ki, ısırıcı muzır haşarat, etrafını sarmışlar. Ağacın başına baktı, gördü ki, bir incir ağacıdır. Fakat, harika olarak, muhtelif çok ağaçların meyveleri, cevizden nara kadar, başında yemişleri var.<br />
İşte, şu adam, sû-i fehminden, akılsızlığından anlamıyor ki, bu adi bir iş değildir. Bu işler tesadüfî olamaz. Bu acip işler içinde garip esrar var. Ve pek büyük bir işleyici var olduğunu intikal etmedi. Şimdi bunun kalbi ve ruh ve aklı şu elîm vaziyetten gizli feryad ü figan ettikleri halde, nefs-i emmâresi, güya birşey yokmuş gibi tecâhül edip, ruh ve kalbin ağlamasından kulağını kapayıp, kendi kendini aldatarak, bir bahçede bulunuyor gibi, o ağacın meyvelerini yemeye başladı. Halbuki o meyvelerin bir kısmı zehirli ve muzır idi.</p>
<p>Bir hadis-i kudsîde Cenâb-ı Hak buyurmuş: Yani, “Kulum Beni nasıl tanırsa, onunla öyle muamele ederim.” İşte bu bedbaht adam, sûizan ve akılsızlığıyla, gördüğünü adi ve ayn-ı hakikat telâkki etti ve öyle de muamele gördü ve görüyor ve görecek. Ne ölüyor ki kurtulsun, ne de yaşıyor; böylece azap çekiyor. Biz de şu meş’umu bu azapta bırakıp döneceğiz. Ta öteki kardeşin halini anlayacağız.<br />
İşte şu mübarek akıllı zât gidiyor. Fakat biraderi gibi sıkıntı çekmiyor. Çünkü güzel ahlâklı olduğundan güzel şeyleri düşünür, güzel hülyalar eder, kendi kendine ünsiyet eder. Hem biraderi gibi zahmet ve meşakkat çekmiyor. Çünkü nizamı bilir, tebaiyet eder, teshilât görür. Asayiş ve emniyet içinde serbest gidiyor.<br />
İşte, bir bahçeye rast geldi. İçinde hem güzel çiçek ve meyveler var; hem bakılmadığı için murdar şeyler de bulunuyor. Kardeşi dahi böyle birisine girmişti.</p>
<p>Fakat murdar şeylere dikkat edip meşgul olmuş, midesini bulandırmış, hiç istirahat etmeden çıkıp gitmişti. Bu zât ise, “Herşeyin iyisine bak” kaidesiyle amel edip, murdar şeylere hiç bakmadı. İyi şeylerden iyi istifade etti. Güzelce istirahat ederek çıkıp gidiyor.<br />
Sonra, git gide, bu dahi evvelki biraderi gibi bir sahrâ-i azîmeye girdi. Birden, hücum eden bir arslanın sesini işitti, korktu. Fakat biraderi kadar korkmadı. Çünkü, hüsn-ü zannıyla ve güzel fikriyle, “Şu sahrânın bir hâkimi var. Ve bu arslan o hâkimin taht-ı emrinde bir hizmetkâr olması ihtimali var” diye düşünüp tesellî buldu. Fakat yine kaçtı. Ta altmış arşın derinliğinde bir susuz kuyuya rast geldi, kendini içine attı. Biraderi gibi, ortasında bir ağaca eli yapıştı, havada muallâk kaldı. Baktı, iki hayvan, o ağacın iki kökünü kesiyorlar. Yukarıya baktı arslan, aşağıya baktı bir ejderha gördü. Aynı kardeşi gibi, bir acip vaziyet gördü. Bu dahi tedehhüş etti—fakat kardeşinin dehşetinden bin derece hafif. Çünkü güzel ahlâkı ona güzel fikir vermiş; ve güzel fikir ise, ona herşeyin güzel cihetini gösteriyor. İşte, bu sebepten şöyle düşündü ki:<br />
“Bu acip işler birbiriyle alâkadardır. Hem bir emirle hareket ederler gibi görünüyor. Öyle ise bu işlerde bir tılsım vardır. Evet, bunlar bir gizli hâkimin emriyle dönerler. Öyle ise ben yalnız değilim. O gizli hâkim bana bakıyor, beni tecrübe ediyor, bir maksat için beni bir yere sevk edip davet ediyor.”<br />
Şu tatlı korku ve güzel fikirden bir merak neş’et eder ki: “Acaba beni tecrübe edip kendini bana tanıttırmak isteyen ve bu acip yolla bir maksada sevk eden kimdir?”</p>
<p>Sonra, tanımak merakından, tılsım sahibinin muhabbeti neş’et etti. Ve şu muhabbetten, tılsımı açmak arzusu neş’et etti. Ve o arzudan, tılsım sahibini razı edecek ve hoşuna gidecek bir güzel vaziyet almak iradesi neş’et etti.<br />
Sonra, ağacın başına baktı, gördü ki, incir ağacıdır. Fakat başında binlerle ağacın meyveleri vardır. O vakit bütün bütün korkusu gitti. Çünkü kat’î anladı ki, bu incir ağacı bir listedir, bir fihristedir, bir sergidir. O mahfî hâkim, bağ ve bostanındaki meyvelerin nümunelerini, bir tılsım ve bir mucize ile o ağaca takmış ve kendi misafirlerine ihzar ettiği et’imeye birer işaret suretinde o ağacı tezyin etmiş olmalı. Yoksa, bir tek ağaç, binler ağaçların meyvelerini vermez.</p>
<p>Sonra niyaza başladı. Ta tılsımın anahtarı ona ilham oldu. Bağırdı ki: “Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. Sana dehalet ediyorum ve sana hizmetkârım ve senin rızanı istiyorum ve seni arıyorum.”<br />
Ve bu niyazdan sonra, birden kuyunun duvarı yarılıp, şahane, nezih ve güzel bir bahçeye bir kapı açıldı. Belki, ejderha ağzı o kapıya inkılâb etti ve arslan ve ejderha iki hizmetkâr suretini giydiler ve onu içeriye davet ediyorlar. Hattâ o arslan, kendisine musahhar bir at şekline girdi.<br />
İşte ey tembel nefsim ve ey hayalî arkadaşım! Geliniz, bu iki kardeşin vaziyetlerini muvazene edelim. Ta, iyilik nasıl iyilik getirir ve fenalık nasıl fenalık getirir, görelim, bilelim.<br />
Bakınız, sol yolun bedbaht yolcusu, her vakit ejderhanın ağzına girmeye muntazırdır, titriyor. Ve şu bahtiyar ise, meyvedar ve revnaktar bir bahçeye davet edilir.<br />
Hem o bedbaht, elîm bir dehşette ve azîm bir korku içinde kalbi parçalanıyor. Ve şu bahtiyar ise, leziz bir ibret, tatlı bir havf, mahbub bir marifet içinde garip şeyleri seyir ve temâşâ ediyor.<br />
Hem o bedbaht, vahşet ve meyusiyet ve kimsesizlik içinde azap çekiyor. Ve şu bahtiyar ise, ünsiyet ve ümit ve iştiyak içinde telezzüz ediyor.</p>
<p>Hem o bedbaht, kendini vahşî canavarların hücumuna maruz bir mahpus hükmünde görüyor. Ve şu bahtiyar ise, bir aziz misafirdir ki, misafiri olduğu mihmandar-ı kerîmin acip hizmetkârlarıyla ünsiyet edip eğleniyor.<br />
Hem o bedbaht, zahiren leziz, mânen zehirli yemişleri yemekle azabını tâcil ediyor. Zira o meyveler, nümunelerdir: Tatmaya izin var, ta asıllarına talip olup müşteri olsun. Yoksa hayvan gibi yutmaya izin yoktur. Ve şu bahtiyar ise, tadar, işi anlar, yemesini tehir eder ve intizar ile telezzüz eder.<br />
Hem o bedbaht kendi kendine zulmetmiş. Gündüz gibi güzel bir hakikati ve parlak bir vaziyeti, basiretsizliğiyle kendisine muzlim ve zulümatlı bir evham, bir cehennem şekline getirmiş. Ne şefkate müstehaktır ve ne de kimseden şekvâya hakkı vardır. Meselâ, bir adam, güzel bir bahçede, ahbaplarının ortasında, yaz mevsiminde, hoş bir ziyafetteki keyfe kanaat etmeyip kendini pis müskirlerle sarhoş edip kendisini kış ortasında, canavarlar içinde, aç, çıplak tahayyül edip bağırmaya ve ağlamaya başlasa, nasıl şefkate lâyık değil, kendi kendine zulmediyor, dostlarını canavar görüp tahkir ediyor. İşte bu bedbaht dahi öyledir.<br />
Ve şu bahtiyar ise, hakikati görür. Hakikat ise güzeldir. Hakikatin hüsnünü derk etmekle, hakikat sahibinin kemâline hürmet eder, rahmetine müstehak olur. İşte, “Fenalığı kendinden, iyiliği Allah’tan bil”1 olan hükm-ü Kur’ânînin sırrı zâhir oluyor.</p>
<p>Daha bunlar gibi sair farkları muvazene etsen, anlayacaksın ki, evvelkisinin nefs-i emmâresi ona bir mânevî cehennem ihzar etmiş. Ve ötekisinin hüsn-ü niyeti ve hüsn-ü zannı ve hüsn-ü hasleti ve hüsn-ü fikri, onu büyük bir ihsan ve saadete ve parlak bir fazilete ve feyze mazhar etmiş.<br />
Ey nefsim! Ve ey nefsimle beraber bu hikâyeyi dinleyen adam!<br />
Eğer bedbaht kardeş olmak istemezsen ve bahtiyar kardeş olmak istersen, Kur’ân’ı dinle ve hükmüne mutî ol ve ona yapış ve ahkâmıyla amel et.<br />
Şu hikâye-i temsiliyede olan hakikatleri eğer fehmettinse, hakikat-i din ve dünya ve insan ve imanı ona tatbik edebilirsin. Mühimlerini ben söyleyeceğim; incelerini sen kendin istihrac et.<br />
İşte, bak: O iki kardeş ise, biri ruh-u mü’min ve kalb-i salihtir. Diğeri ruh-u kâfir ve kalb-i fâsıktır. Ve o iki tarikten sağ ise, tarik-i Kur’ân ve imandır. Sol ise, tarik-i isyan ve küfrandır.<br />
Ve o yoldaki bahçe ise, cemiyet-i beşeriye ve medeniyet-i insaniye içinde muvakkat hayat-ı içtimaiyedir ki, içinde hayır ve şer, iyi ve fena, temiz ve pis şeyler beraber bulunur. Âkıl odur ki, “Huz mâ safâ, da’ mâ keder” kaidesiyle amel eder, selâmet-i kalble gider.</p>
<p>Ve o sahrâ ise, şu arz ve dünyadır. Ve o arslan ise, ölüm ve eceldir. Ve o kuyu ise, beden-i insan ve zaman-ı hayattır. Ve o altmış arşın derinlik ise, ömr-ü vasatî ve ömr-ü galibî olan altmış seneye işarettir. Ve o ağaç ise, müddet-i ömür ve madde-i hayattır. Ve o iki siyah ve beyaz hayvan ise gece ve gündüzdür.<br />
Ve o ejderha ise, ağzı kabir olan tarik-i berzahiye ve revâk-ı uhreviyedir. Fakat o ağız, mü’min için, zindandan bir bahçeye açılan bir kapıdır.1 Ve o haşerat‑ı muzırra ise, musibât-ı dünyeviyedir. Fakat, mü’min için, gaflet uykusuna dalmamak için tatlı ikazât-ı İlâhiye ve iltifatât-ı Rahmâniye hükmündedir.<br />
Ve o ağaçtaki yemişler ise, dünyevî nimetlerdir ki, Cenâb-ı Kerîm-i Mutlak, onları âhiret nimetlerine bir liste, hem ihtar edici, hem müşabihleri, hem Cennet meyvelerine müşterileri davet eden nümuneler suretinde yapmış.2<br />
Ve o ağacın, birliğiyle beraber muhtelif başka başka meyveler vermesi ise, kudret-i Samedâniyenin sikkesine ve rubûbiyet-i İlâhiyenin hâtemine ve saltanat‑ı Ulûhiyetin turrasına işarettir. Çünkü birtek şeyden herşeyi yapmak, yani, bir topraktan bütün nebatat ve meyveleri yapmak, hem bir sudan bütün hayvanâtı halk etmek,3 hem basit bir yemekten bütün cihazât-ı hayvaniyeyi icad etmek; bununla beraber herşeyi birtek şey yapmak, yani, zîhayatın yediği gayet muhtelifü’l-cins taamlardan o zîhayata bir lâhm-ı mahsus yapmak, bir cild-i basit dokumak gibi san’atlar, Zât-ı Ehad-i Samed olan Sultan-ı Ezel ve Ebedin sikke-i hassasıdır, hâtem-i mahsusudur, taklit edilmez bir turrasıdır. Evet, birşeyi herşey ve herşeyi birşey yapmak, herşeyin Hâlıkına has ve Kadîr-i Külli Şeye mahsus bir nişandır, bir âyettir.</p>
<p>Ve o tılsım ise, sırr-ı imanla açılan sırr-ı hikmet-i hilkattir. Ve o miftah ise, Ve o ejderha ağzı bahçe kapısına inkılâb etmesi ise işarettir ki, kabir, ehl-i dalâlet ve tuğyan için vahşet ve nisyan içinde zindan gibi sıkıntılı ve bir ejderha batnı gibi dar bir mezara açılan bir kapı olduğu halde, ehl-i Kur’ân ve iman için, zindan-ı dünyadan bostan-ı bekàya ve meydan-ı imtihandan ravza-i cinâna ve zahmet-i hayattan rahmet-i Rahmân’a açılan bir kapıdır.2 Ve o vahşî arslanın dahi munis bir hizmetkâra dönmesi ve musahhar bir at olması ise, işarettir ki, mevt, ehl-i dalâlet için, bütün mahbubâtından elîm bir firak-ı ebedîdir. Hem kendi cennet-i kâzibe-i dünyeviyesinden ihraç ve tard ve vahşet ve yalnızlık içinde zindan-ı mezara idhal ve hapis olduğu halde, ehl-i hidayet ve ehl-i Kur’ân için, öteki âleme gitmiş eski dost ve ahbaplarına kavuşmaya vesiledir. Hem hakikî vatanlarına ve ebedî makam-ı saadetlerine girmeye vasıtadır. Hem zindan-ı dünyadan bostan-ı cinâna bir davettir. Hem Rahmân-ı Rahîmin fazlından, kendi hizmetine mukabil ahz-ı ücret etmeye bir nöbettir. Hem vazife-i hayat külfetinden bir terhistir. Hem ubûdiyet ve imtihanın talim ve talimâtından bir paydostur.<br />
Elhasıl: Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksat yapsa, zahiren bir cennet içinde olsa da, mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkıyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da, dünyasını Cennetin intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dinisozler.com/4416-risale-i-nur-8-soz-dunya-sozleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mevlana Kısa Sözler</title>
		<link>http://www.dinisozler.com/4494-mevlana-kisa-sozler/</link>
		<comments>http://www.dinisozler.com/4494-mevlana-kisa-sozler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 10:10:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Hz Mevlana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dinisozler.com/?p=4494</guid>
		<description><![CDATA[Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.</p>
<p>O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin.</p>
<p>Genişlik, sabırdan doğar.</p>
<p>Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.</p>
<p>Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.</p>
<p>Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.<span id="more-4494"></span></p>
<p>Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.</p>
<p>Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.</p>
<p>Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.</p>
<p>Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.</p>
<p>Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.</p>
<p>Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah’ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.</p>
<p>Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir. Arslanın, sabredip pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur.<br />
Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah’tır. Tamahkarın kıblesi ise altın torbası.</p>
<p>Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur..</p>
<p>Sarhoş, cinayeti yapar da sonra “özrüm vardı, kendimde değildim”der. Kendinde olmayış,kendiliğinden gelmedi sana,onu sen çağırdın.</p>
<p>İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.</p>
<p>Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.</p>
<p>Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış,oysa önünde yüzlerce dağ var</p>
<p>Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.</p>
<p>Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak.</p>
<p>Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü.</p>
<p>Şu deredeki su,kaç kere değişti,yıldızların akisleri hep yerinde.</p>
<p>Yol kesenler olmadıkça ,lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça,sabırlılar ,gerçek erler,yoksulları doyuranlar nasıl belirir,anlaşılır?</p>
<p>Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.</p>
<p>Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş..</p>
<p>Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır..</p>
<p>Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir..</p>
<p>Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.</p>
<p>Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..</p>
<p>Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dinisozler.com/4494-mevlana-kisa-sozler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hazret-i Ali bin ebi Talib Şiir</title>
		<link>http://www.dinisozler.com/4542-hazret-i-ali-bin-ebi-talib-siir/</link>
		<comments>http://www.dinisozler.com/4542-hazret-i-ali-bin-ebi-talib-siir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 04:08:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ibrahim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[hz ali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dinisozler.com/?p=4542</guid>
		<description><![CDATA[Dördüncüsü Ali’dir, raşid halifelerin, Ehl-i beytin ilki ve damâdı Peygamberin. Odur irfan kaynağı, keramet hazinesi, Odur Hakk&#8217;ın aslanı, evliyanın reisi. İlmi çoktur, şu hadis, onun vesikasıdır, (Ben ilmin şehriyim, Ali’de kapısıdır.) Âyet-i kerimeyle edildi medhü senâ, Kılavuz olmuştur o, bilcümle Müslümana. Âriflerin önderi, salihlerin rehberi, Şüphesiz onu sever, âlemlerin serveri, Bil ki onu sevmeyen Ehl-i [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dördüncüsü Ali’dir, raşid halifelerin,<br />
Ehl-i beytin ilki ve damâdı Peygamberin.</p>
<p>Odur irfan kaynağı, keramet hazinesi,<br />
Odur Hakk&#8217;ın aslanı, evliyanın reisi.</p>
<p>İlmi çoktur, şu hadis, onun vesikasıdır,<br />
(Ben ilmin şehriyim, Ali’de kapısıdır.)</p>
<p>Âyet-i kerimeyle edildi medhü senâ,<br />
Kılavuz olmuştur o, bilcümle Müslümana.<span id="more-4542"></span></p>
<p>Âriflerin önderi, salihlerin rehberi,<br />
Şüphesiz onu sever, âlemlerin serveri,</p>
<p>Bil ki onu sevmeyen Ehl-i sünnet değildir,<br />
Haricidir, sapıktır, ehl-i Cennet değildir.</p>
<p>Namaz kıldırır iken getirmişti tekbiri,<br />
Şehit etti Ali’yi haricilerden biri.</p>
<p>İmâm-ı Ali Haydar, sevilir gökte yerde,<br />
Şöylece övülmüştür hadis-i şeriflerde:</p>
<p>(Ali’yi seven mümin, sevmeyen münafıktır,<br />
Böyle kimseler ancak, Cehenneme layıktır.</p>
<p>Bilin, Ali’yi sevmek, imanın alameti,<br />
Onu seven müminler bulmuştur selameti.</p>
<p>Ali’yi seven kimse beni sevmiştir elbet,<br />
Ona düşmanlık eden, bana etmiştir elbet.</p>
<p>Onu üzen, inciten beni incitmiş olur,<br />
Beni inciten ise, Rabbi incitmiş olur.</p>
<p>Bil Ali’ye muhabbet, bana muhabbet demek,<br />
Bana muhabbet ise Hakk&#8217;a muhabbet demek.</p>
<p>Onun güzel yüzüne bakmak ibadet olur,<br />
Onun sevgisi kula, büyük saadet olur.</p>
<p>Ali’ye bir sıkıntı vermek için uğraşan,<br />
Muhakkak bilmeli ki, kendi olur perişan.</p>
<p>Kadınların üstünü Fatımat-üz-Zehra&#8217;yı,<br />
Rabbim bana emretti ona nikâhlamayı.</p>
<p>Her peygamberin nesli kendisinden gelmiştir,<br />
Benimkini ise Hak, Ali’den halk etmiştir.</p>
<p>Bana Ali’den daha sevgilidir Fatıma,<br />
Fakat Ali kıymetli, azizdir ondan daha.</p>
<p>Ali’nin yakınlığı bana aynen şöyledir,<br />
Harun’un Musa ile yakınlığı gibidir.)</p>
<p>Hoca der ki, ya Rabbi sevgisini ver bize!<br />
Onun şefaatini nasip et hepimize.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dinisozler.com/4542-hazret-i-ali-bin-ebi-talib-siir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz.Ali Çok Değerli Sözler</title>
		<link>http://www.dinisozler.com/4533-hz-ali-cok-degerli-sozler/</link>
		<comments>http://www.dinisozler.com/4533-hz-ali-cok-degerli-sozler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 21:09:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Sözler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dinisozler.com/?p=4533</guid>
		<description><![CDATA[Fasık ve günahkar kimselerle arkadaş olmaktan kaçın, çünkü kötülük kötülüğe kavuşur.Faziletlerin başı ilimdir. Fazilet sahibinin kıymetini, ancak fazilet sahibi bilir. Fazla yemek ve yemek üstüne yemekten kaçının. Zira fazla yiyen kimse fazla hasta olur. Fırsat karınca yürüyüşü ile gelir, yıldırım hızı ile gider. Fırsat yaz bulutu gibi gelip geçer, elinize geçtiğinde faydalanmasını  bilin. Fikir çatışmalarından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><span style="color: #000000; font-family: Arial, Helvetica; font-size: x-small;"><span style="color: #000000; font-family: Arial, Helvetica; font-size: x-small;"><span style="font-family: 'Times New Roman', Times, serif; font-size: small;"><span style="font-size: large;">F</span>asık ve günahkar kimselerle arkadaş olmaktan kaçın, çünkü kötülük kötülüğe kavuşur.</span></span></span><span style="font-size: large;">F</span>aziletlerin başı ilimdir.</p>
<p><span style="font-size: large;">F</span>azilet sahibinin kıymetini, ancak fazilet sahibi bilir.</p>
<p><span style="font-size: large;">F</span>azla yemek ve yemek üstüne yemekten kaçının. Zira fazla yiyen kimse fazla hasta olur.</p>
<p><span style="font-size: large;">F</span>ırsat karınca yürüyüşü ile gelir, yıldırım hızı ile gider.</p>
<p><span style="font-size: large;">F</span>ırsat yaz bulutu gibi gelip geçer, elinize geçtiğinde faydalanmasını  bilin.</p>
<p><span style="font-size: large;">F</span>ikir çatışmalarından hakikat çıkar.</p>
<p><span style="font-size: large;">F</span>ikir sahibi her şeyden ibret alır.<span id="more-4533"></span></p>
</div>
<div>
<div><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-family: 'Times New Roman', Times, serif; font-size: small;">arip, dostu olmayan kimsedir.</span></div>
</div>
<div><span style="color: #000000; font-family: Arial, Helvetica; font-size: x-small;"><span style="color: #000000; font-family: Arial, Helvetica; font-size: x-small;"><span style="font-family: 'Times New Roman', Times, serif; font-size: small;"><span style="font-size: small;"><br />
</span><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">azap ve öfkeden kaçınınız. Çünkü onun başlangıcı delilik ve sonu ise pişmanlıktır.</span></span></span></span><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">ece ile gündüz seni işlerler. Onları sen işle. Onlar her gün senden bir şey koparıyor, sen de onlardan bir şey koparmaya bak.</span></p>
<p><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">eçimini mertçe kazanmaya çalış. Nefsini alçaklıktan koru ki, fakir olsan bile şerefli  kalasın.</span></p>
<p><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">ençlik günlerini düşünmek, hasrettir.</span></p>
<p><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">erçek bilgin, bildiklerinin bilmedikleri yanında daha az olduğunu anlayandır.</span></p>
<p><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">erçek dost, sıkıntı zamanında imdada yetişendir.</span></p>
<p><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">erçek dostlar çok vücutlu, tek kalpli varlıklardır.</span></p>
<p><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">erçek karşısında öfkelenmek ayıptır.</span></p>
<p><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">erçekle savaşan, elbette alt olur gider.</span></p>
<p><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">erçekleri söylemekten korkmayınız.</span></p>
<p><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">ereksiz şeylerin peşinden koşan gerekli şeyleri kaçırır.</span></p>
<p><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">özleri kör olan birisine doğanın ne kadar güzel olduğunu anlatamazsınız.</span></p>
<p><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">üleryüz göstermek, cömertlik yerine geçer. </span></p>
<p><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">üleryüz, dostluk yaratır.</span></p>
<p><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">ünah işlememek, tövbe etmekten daha iyidir.</span></p>
<p><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">ünaha alt olarak üstünlük bulan, üstünlük elde etmemiştir, şerle üst olan alt olmuştur.</span></p>
<p><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">ünahın en kötüsü, hafife alınan günahtır.</span></p>
<p><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">üzel bir siyaset, iktidarı sürekli kılar.</span></p>
<p><span style="font-size: large;">G</span><span style="font-size: x-small;">üzel huy, bir ganimettir.</span></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dinisozler.com/4533-hz-ali-cok-degerli-sozler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dini Şiir &#8211; Resulullah ve eshabı</title>
		<link>http://www.dinisozler.com/4548-dini-siir-resulullah-ve-eshabi/</link>
		<comments>http://www.dinisozler.com/4548-dini-siir-resulullah-ve-eshabi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 16:07:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ibrahim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[eshabı]]></category>
		<category><![CDATA[Resulullah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dinisozler.com/?p=4548</guid>
		<description><![CDATA[Rabbimizin mahbubu, Hazret-i Muhammed’dir. İki cihan güneşi, Âlemlere rahmettir. Odur gerçek aracı, Hak’la kul arasına, Şifadır sözü ruha, Hem de gönül pasına. Rabbimize habibdir, Hasta ruha tabibdir, Onun ümmeti bile, Meleklerden yüksektir. Bu en seçkin kuluna, Hak yardımcılar verdi, Sevdiği kimseleri, Ona Eshâb eyledi. Resulullah, (Yolları, Benim sünnetim) dedi, En iyi asır diye, Bu zamanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rabbimizin mahbubu,<br />
Hazret-i Muhammed’dir.<br />
İki cihan güneşi,<br />
Âlemlere rahmettir.</p>
<p>Odur gerçek aracı,<br />
Hak’la kul arasına,<br />
Şifadır sözü ruha,<br />
Hem de gönül pasına.<span id="more-4548"></span></p>
<p>Rabbimize habibdir,<br />
Hasta ruha tabibdir,<br />
Onun ümmeti bile,<br />
Meleklerden yüksektir.</p>
<p>Bu en seçkin kuluna,<br />
Hak yardımcılar verdi,<br />
Sevdiği kimseleri,<br />
Ona Eshâb eyledi.</p>
<p>Resulullah, (Yolları,<br />
Benim sünnetim) dedi,<br />
En iyi asır diye,<br />
Bu zamanı gösterdi.</p>
<p>Canından çok sevdiler,<br />
Muhammed Mustafa’yı,<br />
Uğruna terk ettiler,<br />
Mal ve makamlarını.</p>
<p>İslâm’ı yaymak için,<br />
Zevkle ettiler hicret,<br />
Yâ Rab bu ne güzel hâl,<br />
Yâ Rab bu hem ne izzet.</p>
<p>O edince bir sohbet,<br />
Nefisleri pâk oldu.<br />
Kalblerine marifet,<br />
Feyz, nur, tecelli doldu.</p>
<p>Evliyalık hâlini,<br />
Bir anda buldu onlar,<br />
Bu ne büyük şeref ki,<br />
Hepsi Ona uydular.</p>
<p>Zulmetmezler kimseye,<br />
Hepsi âdildir elbet,<br />
Nefisleri için asla,<br />
İstemezler hilâfet.</p>
<p>Birer müctehid hepsi,<br />
Yüksektir makamları,<br />
Mevki için değildi,<br />
Yapılan savaşları.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dinisozler.com/4548-dini-siir-resulullah-ve-eshabi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hz.Ali&#8217;den Özlü Sözler</title>
		<link>http://www.dinisozler.com/4505-hz-aliden-ozlu-sozler/</link>
		<comments>http://www.dinisozler.com/4505-hz-aliden-ozlu-sozler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 10:25:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sezgin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini Sözler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dinisozler.com/?p=4505</guid>
		<description><![CDATA[Adalet ve eşitliği gözetmek siyasetlerin en iyisidir. Adil ol, kudretin sürekli olsun. Adilane davranış siyasetlerin (yönetimlerin) en iyisidir. Affetmekten utanmayın. Cezalandırmakta da acele etmeyin. Ahmak, her lafın başında yemin eder. Akıl, gurbette yakın bulmaktır; ahmaklık vatanda gurbete düşmektir. Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz. Akıl gibi zenginlik, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>Adalet ve eşitliği gözetmek siyasetlerin en iyisidir.</h2>
<p>Adil ol, kudretin sürekli olsun.</p>
<p>Adilane davranış siyasetlerin (yönetimlerin) en iyisidir.</p>
<p>Affetmekten utanmayın. Cezalandırmakta da acele etmeyin.</p>
<p>Ahmak, her lafın başında yemin eder.</p>
<p>Akıl, gurbette yakın bulmaktır; ahmaklık vatanda gurbete düşmektir.</p>
<p>Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz.</p>
<p>Akıl gibi zenginlik, cehalet gibi yoksulluk yoktur.</p>
<p>Akıllı bir insan fakir olabilir, fakat o hiç kimsenin sadakasına muhtaç değildir.<span id="more-4505"></span></p>
<p>Akıllı düşmanınsa bile danış, bilgisiz dostunun fikrini geç.</p>
<p>Akıllı, insanların en mutlusudur.</p>
<p>Akıllı kişi, tecrübelerden ibret alan kimsedir.</p>
<p>Akıllı olan kemal, cahil olan mal ister.</p>
<p>Akıllının dili kalbindedir, ahmağın dili ise ağzındadır.</p>
<p>Akıllının tahmini, cahilin kesin bilmesinden daha doğrudur.</p>
<p>Akıllı insanlar az konuşur. Çok söyleyenler yalnız ahmaklardır.</p>
<p>Akil kişi kemal talep eder.</p>
<p>Akraba düşmanlığı, akrep sokmasından beterdir.</p>
<p>Alçak gönüllük, en büyük şereftir.</p>
<p>Alçak gönüllülük, ilmin meyvesidir.</p>
<p>Aleyhine kesin delil olmayan kişiyi mazur tutun; o kişi benim.</p>
<p>Alışkanlık, insana musallat olur, O&#8217;nu kontrolu altına alır.</p>
<p>Alışkanlık insanın ikinci tabiatı gibidir.</p>
<p>Arkadaşın hayırlısı, sana doğru yolda iyi delil olandır.</p>
<p>Asıl yetimler, anadan ve babadan yoksun olanlar değil, akıldan yoksun olanlardır.</p>
<p>Aş verirsen doyur.</p>
<p>Ayıbın en büyüğü, ona benzer bir ayıp sende de varken, başkasını ayıplamandır.</p>
<p>Az ilmi olup da onunla amel eden, çok ilmi olup da amel etmeyenden hayırlıdır.</p>
<p>Az yemek yemek sağlıktır.</p>
<p>Azla yetinen kimse zengindir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dinisozler.com/4505-hz-aliden-ozlu-sozler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

